Cumhuriyet’in ilanından bu yana, 1923’ten itibaren ülke genelinde fabrikalar ve tesisler inşa edildi. Ancak Türkiye’nin yakın tarihine bakıldığında, bu değerli varlıkların birer birer satıldığı gözlemleniyor. İktidar, ekonomik krizlerin derinleşmesiyle birlikte kamu mülklerini elden çıkarmaya yöneldi. Emekle kurulmuş olan fabrikalar, tesisler ve işletmeler, değersiz fiyatlarla satıldı.
1923 yılından Atatürk’ün vefatına kadar geçen 15 yıllık dönemde toplamda 41 fabrika kuruldu. Ayrıca Atatürk, 1924 ile 1937 yılları arasında Merkez Bankası da dahil olmak üzere 12 banka kurdu. İlk olarak İş Bankası’nı açan Atatürk, ardından Türkiye Tütüncüler Bankası, Sanayi ve Maadin Bankası, Emlak ve Eytam Bankası, Esbank, Sümerbank, Halkbank, İller Bankası, Etibank ve Denizbank gibi bankaları ülkeye kazandırdı. Atatürk döneminden itibaren 1986 yılına kadar iktidara gelen her hükümet yeni fabrikalar ve bankalar açtı; fakat 1986 yılından sonra ülkenin mirası satışa sunulmaya başlandı. İlk önemli satış ise Et ve Balık Kurumu (EBK) ile gerçekleştirildi.
CARİ HARCAMALARA GİTTİ
Özelleştirmenin Türkiye’de gündeme gelmeye başladığı 1986 yılından bu yana toplamda 73.5 milyar dolarlık özelleştirme işlemi gerçekleştirildi. CHP TBMM Grubu Ekonomi Notu’nda özelleştirmeden elde edilen gelirlerin iktidarın yeni kamu varlıkları edinmediğine dikkat çekildi; toplamda 65.5 milyar doların büyük kısmının cari harcamalarda kullanıldığı vurgulandı.
2025 yılı ise son on yılın en yüksek özelleştirme geliri elde edilen yılı oldu ve bu rakam 1.9 milyar dolar olarak belirlendi. Özelleştirme gelirinin 1 milyar 52 milyon doları işletme tesislerinden sağlandı. Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın işletme hakkı 504 milyon dolara, Çamlıgöze-Koyulhisar Hidroelektrik Santrali’nin işletme hakkı ise 54 milyon dolara satıldı; ayrıca Çayırhan Santrali de 494 milyon dolara el değiştirdi. Önümüzdeki yıllarda özelleştirme gelirinin OVP’ye göre yıl sonunda toplamda 105 milyar olması ve 2027-2029 döneminde ise yaklaşık 489.5 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.
Çeşme ve Kuşadası Limanları Satıldı
2023 yılında Kayseri’deki Taksan ile SEKA’nın Balıkesir, Afyon, Kastamonu, Aksu ve Çaycuma işletmeleri de dâhil olmak üzere birçok fabrika ve tesis satıldı; ayrıca Çeşme, Kuşadası, Trabzon ve Dikili limanları da elden çıkarıldı. Önceki yıllarda da TEKEL’in alkollü içkiler bölümü ile birlikte Eskişehir Doğalgaz Şirketi gibi birçok önemli tesis satılmıştı. Örneğin; Türk Telekom’un yanı sıra Konya’daki Eti Alüminyum, Adapazarı Şeker Fabrikası gibi pek çok tesis de el değiştirdi.
TÜPRAŞ VE TEKEL’İN BİNALARI DA GİTTİ
Özelleştirme süreci 2006-2013 yılları arasında da devam etti; bu dönemde TÜPRAŞ ile Erdemir gibi önemli kuruluşların yanı sıra TEKEL’in Kayacık, Yavşan ve Kalırım tuzlaları da satıldı. Ayrıca Ankara’daki TEKEL Başmüdürlük Binası ile Bodrum tesisleri de özelleştirildi; TCDD Mersin Limanı gibi pek çok başka tesis de satışa sunuldu.
Limanları Sata Sata Bitiremediler
Hükümetin özelleştirme faaliyetlerine özellikle 2014 sonrasında da devam edildi; Muğla Gökova’daki Kemerköy ve Yeniköy termik santralleri ile diğer birçok enerji tesisi satışa çıkarıldı.
Sanayiden Binalara Ne Oldu?
Cumhuriyetle birlikte başlayan kalkınma hamlesinin simgesi olan tarihi sanayi kuruluşları zamanla kapılarını kapattı. Kreşleriyle sosyal alanlarıyla birlikte sadece üretim değil aynı zamanda yaşam alanları sunan fabrikalarda makineler çalışmaz hale geldi. DW Türkçe’nin derlediği bilgilerin ışığında bu mirasların günümüzdeki durumunu işte böyle görmemiz mümkün:

Kağıdın Kalesi Tek Hamlede Yıkıldı
SEKA kağıt fabrikasında ilk üretim süreci 1936 yılında başlamıştı; ardışık olarak kurulan beş tesis Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları İşletmesi (SEKA) çatısı altında yeniden yapılandırılmıştır. Ancak dışa bağımlılık uyarıları sonucunda fabrika tamamen kapandı ve yerine müze açıldı.

Bir Fabrika ile Kalkınmadan Kapanmaya
Kalkınmada büyük rol oynayan Kayseri Sümerbank Bez Fabrikası ise yaşam alanı olarak tasarlanmış olup üretime başladığı yıl olan 1935’ten itibaren önemli bir yere sahipti fakat üretim süreci tamamen durduktan sonra yerleşke Abdullah Gül Üniversitesi’ne tahsis edilerek kampüse dönüştürüldü.

Sanayi Merkezinden Rant Bölgesine
Cumhuriyet döneminde yenilenen Bakırköy Bez Fabrikası özellikle iplik-dokuma-boya-apre süreçleriyle öne çıkmışken inşaat sektörünün gelişimiyle birlikte burası artık Bakırköy Botanik Parkı haline geldi.
Kadın İstihdamının Ana Yapısıydı
Cibali Tütün ve Sigara Fabrikası başta kadınlar olmak üzere binlerce çalışana istihdam sağlayarak önemli bir role sahipti; ancak üretimin sona ermesinin ardından günümüzde özel bir üniversitenin kampüsüne dönüştürüldü.

Üretim Merkezinden Eğlence Merkezine
Bomonti Bira Fabrikası ise İsviçreli kardeşler tarafından İstanbul’da kurularak zamanla özel sektöre devredilmiş olup şu anda eğlence alanlarına dönüşmüştür.